Kendi Yolunu Keşfet...

"Şamanik İz Sürme Sanatı" Atölyesi (Indoor)

şamanikşifa3.jpg

Am

İz sürme Sanatının amacı, bedende mevcut olan tohum bilinci filizlendirmek ve büyütmektir. Ta ki meyvesini verene dek. O meyve sonsuz ve aşkın bilinçtir.

Kişisel Önem duygusu

Kişisel önem duygusu antagonist (karşıt) enerjidir. Bilincin bedende özgünleşmesi için gereken baskıyı sunar. Öyleyse bu sanatın ikinci amacı, kişisel önem duygusunun kaynaklarını keşfetmek ve onun bilincine varmaktır.

Bilinci kişisel önem duygusundan ayırmak, sessizlik biriktirmekle mümkündür. Nihai amaç ise, kişisel önem duygusunun sönmesine eşlik eden, yeni bir bilincin yaratımıdır.

Bu yolculuk boyunca, aşkın bir bilincin tasarımını sezgilemek ve onunla dayanışma geliştirmek esastır.

Kral ölmeden devir kapanmaz

İz sürme Sanatı, kendimizi diğerlerinden, önemli-önemsiz, güçlü-güçsüz, ayrı, yalnız, savunmasız hissetmemize neden olan sahte bireysellik duygusunu silip atmak içindir. Juan Matus, kral ölmeden devir kapanmaz der. Kral, kişisel önemlilik duygusudur. Kişisel önemlilik duygusu zihinsel bir yapıdır. İçine doğduğumuz dünyada bize dayatılan ve kabul ettiğimiz bir betimlemedir.

Bu betimleme kesinleşmiş olduğundan, bir savaşçı kişisel önemlilik duygusuna doğrudan savaş açmaz. Onunla dolaylı bir yoldan savaşır. Nihai amaç, kişisel önem duygusuna yol açan dünya betimlemesini, onu besinsiz, enerjisiz bırakarak çökertmektir.

Yeni bir bireysellik duyumu geliştirmek

Esas olan, kişisel önem duygusunun çökmesine eş zamanlı olarak, yeni bir farkındalık duyumu geliştirmektir. Bu yeni bireysellik duyumu, var oluşun temel enerji gerçekleriyle uyumlu olacaktır. Savaşçının niyeti budur.

Bilimsel postüla: Deneyimlemek ve doğrulamak

Bir şaman deneyimini kendine açıklar. Teorisi bilimsel postülaya uygundur. Deneyimlemek ve doğrulamak.

İnanma ihtiyacını aşmak

Bir şaman, deneyimlemediği bir teoriye inanmaz. O, inanma ihtiyacını aşmıştır. Evrenin sonsuz bir giz, kendi varlığının da bu sonsuz gizin bir parçası olduğunu bilir.

Gizemin farkındalığı

Şaman, sonsuzluğu çözmeye çalışmak gibi bir aptallıkla vakit kaybetmez. Derinliğine varılamaz gizemin farkındalığını çoğaltır. Fark etmiştir ki bilinç sonsuzlukla bütünleşecek bir esnekliğe ve sağlamlığa ancak böylelikle kavuşacaktır.

Niyeti yaratmak

Var oluş bir niyettir. Tüm var oluş, aşkın bir niyetin tezahürüdür. Tezahür etmiş her varlık, onu yaratan niyetle doğrudan bağlantıdadır. Bu yüzden niyet varlığın doğasındadır.

Var oluşun amacı

Var olan her şeyin bir  amacı vardır. O amaç ki, bir boyutu, kendisini var kılan niyetle birleşmek ve diğer boyutu, kendisinin var kıldığı yeniyi yaratmaktır.

Var oluş bir “med-cezir”dir. Geriye çekilirken bizi var ve mümkün kılan niyetle birleşiriz. İleriye atılırken, kendimiz bir niyet olur ve özgün bilincin tezahür etmesine izin veririz.

Tarihin rüyasından uyanmak

Ruhumuzun bizden istediği bir şey var. Tarihin rüyasından uyanalım ve tüm incinmeyi şifalandıralım. Bu dünyada yaşanılan, yaratılan her şeyin, insanlığımızın eseri olduğunu hatırlayalım.

Öyleyse, tarihin payımıza düşen yükünü şifalandırmak, tek tek her birimizin sorumluluğudur.

Özgür ve özgün olmak

Böylece, özgür ve özgün olmak kelimelerinin anlamları canlanmaya başlar. Geçmişin yükü ortadan kalktığında, özgün varlığımızın gidiş yönü, yaratım yönü de eş zamanlı olarak ortaya çıkacaktır. Buradaki kritik nokta, tarihin yükünün boşuna oluşmadığını, özgür-özgün bir bilincin doğabilmesi için gereken vasatı oluşturduğunu unutmamaktır.

Kolektif karma

Geçmiş, tüm dramlarıyla insanlığın kolektif karmasıdır. Onu bütünüyle gördüğümüzde (yansız-yargısız), işlevini görmeye başlayacak, yeni bir bilincin tohumları için humuslu toprakları oluşturacaktır.

Ruh kuvveti

Algılayan varlığımız ki ona gelin RUH diyelim, beden-zihni üçüncü bir kuvvet olarak mütemadiyen baskı altında tutar. Onun amacı, beden-zihin farkındalığını, ruhun deneyim ihtiyaçları için işe koşmaktır.

Kader mi özgür irade mi?

Bir görüş, “zihin-beden” ruhun ifade vasıtasından ibaretse, nasıl olur da vasıta yoldan çıkabilir. Ne yaşarsa yaşasın, bu zaten ruhun deneyim ihtiyacı olacaktır, der.

Bir diğer görüş ise, apriori olarak bu doğru olsa bile, ruhun vasıtaları da ruhtan bir öz taşır. Bizler ruhun deneyim ihtiyacının yönüne karar verme ve hayatı o yönde yaratma yeteneğine sahibiz. Öyleyse, yaşamın doğasını hissettikçe, ona uyum yapar ve aynı anda ondan özgürleşiriz. Böylelikle, kendi yaratım sahamıza ve boyutumuza sahip oluruz. Böylelikle, ruhun ifadesi olan bilinç oluruz. Ruhtan bir öz taşımakla, onun tüm özgürlüğüne de sahip oluruz.

Danışmanlık almak için bize ulaşın
hurriyet@yenibilinc.org Skype: yeni.bilinc