Devre sonu, kıyamet, yeni bir çağın başlangıcı gibi düşünceler salt korku ve güvensizlikle dolu insanlığın, umut arayışının istismar edilişiyle açıklanabilir mi?
Sanmıyorum. Böyle kabul edersek tüm ezoterizmi, varoluş gizemine anlam katmak için insanoğlunun yaratımı diye görmek zorundayız. Peki ama böyle mi? Evrensel mistisizm, bir grup psişik anomalinin, maddi ve psişik rant arayışının ürünümüdür?
Ya da, evrimleşen insanlığın hızlı sıçramalar yapan bir grubunun gizemimizin gerçeğine doğru bizi yönlendirmek için kullandığı yol ve yöntemler bütünümüdür?
İnsanlık tarihinin ışıklı yollarını oluşturan bir grup inisiyatör, yüreği olan yolları önerirler. Korkmadan beklemeden iç uzayımız ve dış uzayımızın biz olduğunu, sonsuzluğun kullanımımız için orada beklediğini tekrarlar dururlar.
Aynı inisiyatörler, devre sonu, kıyamet yeni bir çağın başlaması hakkında bir sürü bilgi aktarmışlardır. Bu konular son 50 yıldır var olan newage kanallaşmalarıyla gelen bilgilerle sınırlı değildir.
İstismara gelince, bu durum, fiziki düzlemde tutkularından bağımsız yaşayamayan varlığın metafizik düzlemi de istismar etme kapaitesi olduğunu gösterir yanlızca.
Kanallaşma ile gelen bilgilere şu gözle bakılması daha anlamlı olur kanımca. Bilinmeyene bakış atarken bu bakışın niteliği gelen mesajın niteliğini belirleyecektir. (Belirsizlik prensibi!)
Kimle evleneceğinizi merak ederseniz, bu merakınız tatmin edilir. Ne zaman kıyametin kopacağını merak ederseniz, bu merakınız.
Zaman dışı gerçeklere ait merak içinde olursanız. Hiç kimse size kıyametin ne zaman kopacağını söylemez. Söylese de bunu parazit bir tesir olarak kabul eder dönüp içinize bakarsınız,ne de olsa bunu korku ve beklenti dolu dünyanızla siz yarattınız.
İnsanın en temel savunma mekanizması kendine acımadır. Gücümüzü önce başkasına teslim ederiz, sonra da haksızlığa uğradığımızı bağırır dururuz.
Halil Cibran, "Bir ağacın tek bir yaprağı sararmışsa, bu tüm ağacın sessiz bilgisi sayesindedir." diyor
İnsan müstahak olduğu kaderi yaşıyor. ve kıyamet devre sonu ve yeni bir çağ kehanetleri, zaman dışı bir objektiivteyle bakmaya çalıştığımızda gayet doğal geliyor.
Yoğun insanlık deneyimlerinin sonunda, olağan üstü ve olağan dışı baskılar altında kalmak, içimizde gelişen, büyüyen yeni çağ anlayışını (birlik, bütünsellik, seçme hürriyeti, irade uygunluğu, sorumluluk v.s) hayata geçirebilmemiz için bize kuantum bir sıçrama için gerekli itmeyi sağlayabilir.
Bu hiçte yabana atılacak bir yaklaşım değildir. İnsanların bu yolculukta istismar edilmeleri ezeli hikaye. ve her birimizin içsel gelişimi için büyük gereklilik.
Kanallaşma ile aldığımız bilgilerin içimize alabileceğimizle sınırlı olduğuna dikkat çekmek isterim. Ve bu çalışmalarda patron hep biz olmalıyız.
Kader sözün gelişi kaderdir. Gelecek tasarımları ancak potansiyel durumlara işaret eder. Her şey en baştan belli olsaydı, bizlerin seçme özgürlüğünden söz edemezdik. New age kanallaşmalarında seçme hürriyetinin bize ait olduğundan ve onu kullanmanın öneminden de çokça söz edilir.
Sevgilerimle,